Kural ve Seyir
Dağınık parçacıklar bir araya gelip çiçeğe, çiçek de kelebeğe dönüşür. Biçim her seferinde dağılır ve yeniden kurulur.
Tek bir fotoğraf ya da çizim kullanılmadan, ebru teknesinin kurallarıyla kurulan görüntü. Suya düşen her damla öncekileri iter ama onlarla karışmaz; iğne geçtiği yerde yeni bir yol açar. Her çalıştırmada başka bir ebru oluşur.
Kırmızı bir şalın işlemeli bordürü, raksın seyriyle hareketlenir. Kumaş yüzey olmaktan çıkar, nefes alan bir bedene dönüşür.
Bir geleneği yaşatan nesneler değil, onları üreten bilgidir. Ebru teknesinde, kumaşın dokusunda, makamın seyrinde saklı olan bir kurallar bütünüdür. Kurallar malzeme değiştiğinde ölmez; yeni biçimler üretir.
Bu seri, geleneksel sanatların görüntüsünü ekrana taşımak yerine onların aklını taşımayı dener. Su, kumaş, çiçek ve şehir, her biri kendi zanaatının kuralıyla hareket eden görüntü katmanlarına dönüşür.
Seri ilk kez Türk müziğinin en kıymetli seslerinden Doç. Dr. Aylin Şengün Taşçı’nın konserinde, İstanbul Üniversitesi’nin Beyazıt’taki tarihi salonunda üç LED ekranda sesle birlikte sahnelendi. Görüntü müziğin vuruşunu değil, seyrini izler: vuruşa bağlanan görüntü süs olur, yapıya bağlanan görüntü anlatır.
Kural makineye öğretilir, ama onu kuşaklar boyunca taşıyan ustalarındır. Kodun içindeki bilgi, kodu yazandan daha eskidir.